Mesajları Göster
|
|
Sayfa: [1]
|
|
1
|
Sectit Lobisi / Web Programlama Konuları / ADO (Access) Veritabanı Hakkında Kısa Bilgi
|
: 15 Kas 2006, 19:12
|
|
Uygulama (Application) ve Oturum (Session) Nesnesi
ASP’nin varlık sebebi, standart CGI’ın yetersiz kaldığı noktalardan biri olan Web Server’ın her bir Web ziyaretçiyi oturumunun başından sonuna izleyebilmesi içindir, dersek durumu abartmış olmayız. ASP açısından, bir site “uygulama programı” (Application) sayılır. Her ziyaretçi de bir “oturum” (Session) sayılır. Bir takım ASP ve HTML sayfalarından oluşan bildiğimiz Site’ye application, her hangi bir ziyarete de session denmesinin sebebi nedir? Bunu her iki nesnenin işlevleri ile açıklayabiliriz. Application nesnesi, sitenin tümüyle ilgili bilgileri (değişkenleri, nesneleri ve metodları) tutar; Session nesnesi ziyaretçinin sitemize girmesinden itibaren izini sürer. Diyelim ki bir borsa sitesi yaptınız; ziyaretçileriniz gelerek, satışa sunulan hisse senetlerinin değerlendirmelerini okuyacak ve size “Şu, şu hisse senetleri al!” diye talimat bırakacak. Bütün ziyaretçilerinizin erişeceği sadece bir veritabanınız var; buna karşılık her bir ziyaretçinin yapacağı farklı tercihler, vereceği farklı kararlar olacaktır. Application nesnesi, sitenizle (artık site yerine Web Uygulama Programı desek de ağzımız alışmaya başlasa!) veritabanına erişmekten tutun, alışverişlerie kadar sitede yapılacak bütün işlerin bütün kurallarını bilecek ve uygulayacak; Session nesnesi ise sözgelimi benim alışverişlerimi, tercihlerimi bilecektir. HTML ve Javascript ile biraz oynadıysanız, bilirsiniz ki bir sayfadan ötekine değişken değeri aktarmak, imkansıza yakın derecede zordur. Değişkenlerin ömrü, fonksiyonla sınırlıdır. Bir ASP sayfasında herhangi bir değişkeni fonksiyon dışında tanımlamakla ve değer atamakla onu bütün fonksiyonlar için geçerli hale getirebiliriz. Fakat kimi zaman isteriz ki, bir fonksiyonun değeri bütün sayfalarda aynı olsun; ziyaretçinin sayfa değiştirmesi ile değişkenin değeri değişmesin. Bunu ASP’de yapmak çok kolaydır. ASP’de bu zorluğu yenebilmek için değişkenlerimizi Session nesnesi için oluşturabiliriz; ve bu değer ziyaretçinin oturumu boyunca devam eder; bütün ASP sayfalarındaki bütün Fonksiyonlar tarafından bilinebilir. Örneğin: Session (“Tupras”) = 44500 bütün Session için geçerli bir Tupras değişkeni oluşturur ve ona “44500” değerini atar. Kimi zaman, değişkenin çok daha geniş kapsamlı olmasını, yani ömrünün Session ile değil bütün Application boyunca belirli olmasını isteyebiliriz. O zaman bu değişkeni Application düzeyinde tanımlayabiliriz: Application (“Tupras”) = 44500 Bu durumda Tupras değişkeni bütün ziyaretçiler için aynı değere sahip olacakatır. Session nesnesinin oluşabilmesi için, ziyaretçiye mutlaka bir Cookie göndererek, sitemizde (hani “Uygulama Programı” diyecektik?) bir işaret vermemiz gerekir. Daha önce, HTTP ile kurduğumuz bağlantı, belirsiz durum bağlantısıdır demiştik. Bu, Server’ın bir ziyaretçiye arzu ettiği sayfayı gönderdikten sonra, onu alıp almadığını, o sayfada ne tercihler yaptığını bilmemesi demektir. Oysa, ziyaretçiye sitemize bağlandığı anda bir Session kimliği verirsek ve her yeni sayfa talebinde bu kimliği kontrol edersek, kimin hangi oturumunu sürdürdüğünü biliriz. ASP–uyumlu bir Web Server, ziyaretçi yeni bir tercih yapmadığı taktirde her Session nesnesini 20 dakika açık tutar; sonra siler. Bu süreyi Session nesnesinin Timeout özelliği yoluyla değiştirebilirsiniz. Session belirleyen Cookie ASP-uyumlu Web Server tarafından otomatik olarak gönderilir ve takip edilir; tasarımcı olarak bizim bu konuda bir şey yapmamız gerekmez. Bir Web programınıza aynı anda kaç kişi ulaşırsa (yani sayfalarınızı kaç kişi talep ederse), o kadar Session nesnesi oluşur; fakat siteniz bir adet olduğuna göre bir adet Application nesnesi vardır. Bu nesnenin bütün Session’l ar için sitemizin ihtiyaçlarına uygun ve aynı uygulama kurallarına sahip olmasını sağlayan bir dosya vardır: Global.asa. Bu dosya PWS veya IIS kurulurken oluşturulur. ASP ile Web programlarınızı, örneğin MS Visual Studio ile oluşturuyorsanız, program sizin için seçtiğiniz dizinde bir Global.asa dosyası oluşturacaktır. Bu dosyada, çoğu zaman, sitemize ilk ziyaretçinin gelmesiyle oluşan Application_OnStart ve son ziyaretçinin çıkmasıyla oluşan Application_OnEnd ile herhangi bir ziyaretçinin bir sayfaya erişmesiyle oluşan Session_OnStart ve ziyaretçinin sitemizden çıkması ile oluşan Session_OnEnd olayları halinde ne yapılacağı yazılıdır. Bu dosyanın içeriği standart bir ASP dosyasına benzemekle birlikte adındaki uzatmanın .asp değil de .asa olmasının sebebi, dosyanın Active Server Application dosyası olmasıdır. ASP-uyumlu bir Web Server programı sitemize ulaşan ilk ziyaretçiyi gördüğü anda Global.asa dosyasını çalıştırır. Application ve Session nesnelerin kendi başlarına en çok kullanıldığı yer, sitemize gelen ziyaretçilerin sayısını (sitemizin aldığı Hit sayısını) tutmasını sağlamaktır. Bu genellikle Global.asa pogramına bir sayaç yerleştirilerek yapılır. ActiveX Veri Erişim (ADO) Nesneleri ASP’nin diğer CGI tekniklerine göre kolay olmasının (peki, kabul, “kolay görünmesi” diyelim!) belki de sadece veri erişimini adeta çocuk oyuncağı haline getirmesidir. ADO, gerçekte bir ASP nesnesi olmaktan çok Server Component’i (sunucu bileşeni) sayılır. Bu bileşene biz ASP içinden bir ActiveX nesnesi ile ulaşırız. Veritabanı, günümüzde giderek Web Programlarının temelini oluşturuyor. Sayfaların unsurları veritabanı dosyasından alınıyor; ziyaretçilerin verdikleri bilgiler veritabanına yazılıyor. Bu gelişimin başlıca sebebi, veritabanının site güncelleştirme işlerini kolaylaştırmasıdır. Söz gelimi bir sayfadaki seçenekleriniz, bir veritabanından alınıyorsa, bu seçenekleri alan VBScript kodu hiç değişmeden kalacak ve siz sadece veritabanı dosyanızda ilgili verinin alındığı alana yeni değerler girerek, sayfanızı sürekli güncel tutmuş olacaksınız. Bir diğer sebep ise veritabanı dosyalarının idaresinin kolay olmasıdır. Sözgelimi ziyaretçilerinizden aldığınız bilgileri daha sonra muhasebe kayıtlarınıza veya adres defterinize, müşteri kütüğüne ya da başka suretle kayda geçirmek istiyorsunuz. Ziyaretçilerimizin form yoluyla bize ilettiği bilgileri düzyazı dosyasına işlemenin yollarını Dosya sistemi Nesnesi’ni (FileSystem) görürken, ele aldık. Bunu yapabiliriz kolayca. Ama daha sonra düz yazı dosyasının idaresi, veritabanının idaresi kadar kolay olamaz. ASP sayfalarınız Access, Excel, Paradox, FilePro, SQL Server ve Oracle veritabanlarına ve spreadsheet dosyalarına erişebilir; bu dosyalardan veri okur ve bu dosyalara veri yazabilir. Özetle, ASP programlarımızla, SQL-uyumlu veya Windows ve diğer sistemler için yazılmış ODBC (Open Database Connectivity/Açık Veritabanı Bağlantısı) ile uyumlu her türlü dosyaya, ADO nesnesi aracılığıyla ulaşabiliriz.
ODBC ve OLE-DB Bu kitapçığın baştarafında, ASP dosyalarınızı geliştirmeye başlamadan önce bilgisayarınızda ODBC (Open Database Connectivity/Açık Veritabanı Bağlantısı) sürücülerinin kurulu olması gerektiğini belirtmiştik. ODBC, ADO’nun kullandığı tek sistem değildir; ve Microsoft firması, ODBC’nin yerine hızla OLE-DB adını verdiği yeni bir teknolojinin alması için yoğun çaba içinde. OLE-DB, ODBC’nin Web’de sağladığı başarının üzerine bina edilen yeni bir teknoloji. ODBC, ilişkilendirilmiş (relational) veritabanlarına erişmek üzere tasarlandığı halde OLE-DB her türlü veritabanına erişebilir. OLE-DB, ASP programlarımıza yeni nesneler kazandırabilir; kullanılmaya hazır elektronik ticaret bileşenlerini kullanmaya imkan verir. Bu konuda geniş bilgiyi, Microsoft’tan edirebilirsiniz. ASP sayfalarımızda kullanacağımız ADO nesneleri ilerde de ODBC sürücülerine erişme imkanını koruyacağı için, şimdilik sadece ODBC tekniği ile çalışmakta ve bu tekniği öğrenmekte sakınca yok. OLE-DB, ODBC’nin yerini almayacak; fakat içinde ODBC’yi de bulunduracak. Bu da şu anda oluşturacağımız ASP uygulamalarının ilerde OLE-DB tekniği ile çalışan sunucularda işleyeceği anlamına geliyor. Şimdi ADO ile aşağıda yapacağımız küçük örnekler için bilgisayarınızda kurulu bir veritabanı programı varsa onu kullanarak bir veritabanı dosyasında uyeler adıyla şu tabloyu oluşturabilirsiniz:
Alan Adı: Veri türü uyeNo AutoNumber (Birincil Anahtar/Primary Key) uyeAdi metin uyeSoyadi metin email metin mesaj memo
Daha sonra da renkler adıyla şu tabloyu yapın: Alan Adı: Veri türü renkID AutoNumber (Birincil Anahtar/Primary Key) renk metin
Bu tablolardan birincisine bir kaç isim ve diğer bilgileri; ikincisine ise dört-beş renk adı girin. Bilgisayarınızda veritabanı oluşturma programı yoksa bu kitapçığın kodları arasında bulunan uyeler.mdb adlı MS-Access dosyasını kullanabilirsiniz. Bu dosyayı, kişisel Web Server’ınızın kök dizinine kopyalayın. Sonra, Denetim Masası’nı açın ve adı ODBC, ODBC 32 Bit, ya da ODBC Data Source olan simgeyi çalıştırın; ikinci sekme olan System DSN’i tıklayın.
Açılacak kutuda Add/Ekle düğmesini tıklayarak, yeni veri kaynağı oluşturmak için ilk adım olan veriyi okumakta kullanacağımız sürücüyü seçebileceğimiz kutunun açılmasını sağlayın. Burada, yukarıda oluşturduğunuz veri dosyasına uygun sürücüyü seçin. Örnek uyeler.mdb’yi kullanıyorsanız, birinci seçenek olan Microsoft Access Driver’ı seçmeniz gerekir. Son düğmesini tıklayın ve Access dosyasının kurulumunu yapmaya başlayalım. Buradaki Data Source Name (DSN, Veri Kaynak Adı), biraz sonra ADO nesnesiyle ilgili metodları ve deyimleri yazarken kullanacağımız veri adıdır; buraya “uyeler” yazın; çünkü örneklerde bu veriye “uyeler” adıyla gönderme yapacağız. İsterseniz, Description/Açıklama bölümüne veritabanının niteliğini belirten bir kaç kelime yazabilirsiniz. Sonra, Select/Seç düğmesini tıklayarak ve açılıcak diyalog kutusu yardımıyla veritabanı dosyasını kopyaladığınız yerde bulun; OK/Tamam’ı tıklayarak, veritabanı seçme işlemini tamamlayın. DSN oluşturma kutularını sırasıyla OK/Tamam düğmelerini tıklayarak kapatın; “uyeler” verisi, şu andan itibaren bütün Web uygulamalarımızın hizmetine girmiş demektir. Internet sitenize koyacağınız ve veritabanına erişmesi gereken sayfalarınız için bu işlemi gerçek Internet ortamında da yapmak zorundasınız. Veritabanı dosyanızı Internet sitenizde kök dizinine veya bir diğer dizine kopyaladıktan sonra sistem yöneticisine ya elektronik mektupla, ya da evsahibi firmanın yönetim ve teknik destek yardımı sağlayan sayfasında veritabanınızın dosya adını, yolunu, ve DSN olarak kullanmak istedeğiniz ismi bildirerek, bizim burada yaptığımız işi Server yöneticisinin yapmasını sağlamamız gerekir. ADO’nun bize sağladığı imkanlardan yararlanabilmek için onun nesnelerini kullanılırız.
|
|
|
|
|
2
|
Sectit Lobisi / Web Programlama Konuları / Ynt: ASP Dersleri Burada Başlıyor! - Bende Katkıda Bulunabilirmiyim...
|
: 15 Kas 2006, 19:07
|
|
ASP ile ilgili bir Örnek:
Şimdi ilk ASP sayfamızı yapalım ve bununla kişisel Web Server programının çalışıp çalışmadığını sınayalım. Buraya kadar anlamış olduğunuz gibi ASP sayfası da HTML gibi düz yazı dosyasıdır; dolayısıyla beğendiğiniz bir düz yazı programı ile ASP yazabilirsiniz. Şimdi açın en beğendiğiniz düz yazı programını ve başlayın yazmaya. Eğer kelime-işlemci kolayınıza gidiyorsa, dosyayı ASCII veya ANSI biçiminde kaydetmeyi unutmayın (10’ncu satırın sonunda nokta olduğuna dikkat edin): <HTML> <HEAD> <TITLE>ASP ILE ILK SAYFA</TITLE> <META http-equiv="content-type" content="text/html; charset=ISO-8859-9"> <META http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=windows-1254"> </HEAD> <BODY> <H1><CENTER>Merhaba Dünya!</H1> <H2>Bugün: <% Response.Write(Date) %>. </CENTER </H2> </BODY> </HTML> Bu dosyayı merhaba.asp adıyla kaydedin ve kendi bilgisayarınızda kişisel Web Server’da veya ISS’te sınayacaksanız, bu programları çalıştırın. Browser’ınızın URL hanesine, kişisel Server’ınızın adıyla birlikte dosyanın adını yazın; ve ilk ASP programınız dünyaya Merhaba desin. Internet’te ASP ASP teknolojisi ile oluşturduğunuz sayfaları, yani içinde ASP teknolojisinin gerektirdiği kodlar bulunan HTML dosyalarını, .asp uzatmasıyla kaydederiz. Bu dosyalar talep edildiğinde, Web Server programı, eğer ASP teknolojisini tanıyorsa, talep edilenin ASP sayfası olduğunu dosya adının uzatmasından anlar; ve bu sayfayı ziyaretçiye yollamadan önce kendisi işleme tabi tutar. ASP sayfamızdaki kodlar büyük bir ihtimalle bir takım dinamik işler yapacak, örneğin hesaplamalar, araştırmalar, veri tabanından veri çekme, dosya sisteminden dosya isteme gibi görevlerini yerine getirecek, ve ortaya çıkacak olan HTML dosyasını ziyaretçiye gönderecektir. Diyelim ki bu kitapçıktaki örnekleri yaptınız ve ücretsiz Site yeri edinmiş olduğunuz Hosting firmasının bilgisayarındaki sitenize yerleştirdiniz. Sonra Browser’ınızın URL hanesine bu ASP dosyasının adını yazdınız ve sayfayı talep ettiniz. Karşınıza, ya ASP sayfasının içindeki kodları görüntüleyen veya sadece sayfanın HTML unsurlarına yer veren bir sayfa geldi! Bu Server’ınızın ASP anlamadığını gösterir. ASP sayfalarınızı ASP-uyumlu Web sunucularında çalıştırabilirsiniz. Sitenizde ASP sayfaları bulunacaksa ve ücretli evsahibi firmalardan site alanı edinecekseniz, sunucunun ASP-uyumlu olmasına dikkat edin. //////////////KUTU BITTI//////// Şimdi, ilk ASP’mizi çalıştırdığımıza göre, biraz teknikten söz edebiliriz. HTML’in ziyaretçinin bilgisayarında çalıştığını biliyorsunuz; istemci Browser, sizin URL hanesine adını yazdığınız HTML dosyasını yine adresteki sunucu Web Server’dan ister. Web Server da bu dosyayı bulur ve içinde kayıtlı resim ve diğer unsurlarla birlikte istek sahibine gönderir. Fakat kimi zaman Server’a bize sadece bir dosyayı göndermesini değil, fakat bu dosyanın içinde kayıtlı komutlar varsa onları icra etmesini de bildirebiliriz. Bunu yapmanın bir yolu CGI programlarıdır. Bir diğer yolu ise ASP’dir. Web Server, kendisinden bir ASP belgesi talep edildiğinde, kendi kendine “Dur bakalım! ASP istendiği zaman hemen alıp göndermek yok, önce bunu ASP.DLL programına gönderelim.. Ondan sonra işimize devam ederiz!” der. <asp0005.tif> ASP.DLL, kendisine bir .asp dosyasının geldiğini görünce, hemen ASP’lerin Anayasası olan global.asp’nin çalışıp çalışmadığına bakar. global.asa, tıpkı diğer ASP dosyaları gibi bir düz yazı dosyasıdır ve ASP programlarının çalışma koşullarını düzenleyen kuralları içerir. (Bu dosyayı sırası gelince ele alacağız.) Yukarıdaki örnekte gördüğümüz gibi ASP dosyası hem HTML kodları içerir, hem de içinde bir Script diliyle yazılmış kodlar vardır. ASP’ye “program” özelliği kazandıran bu Script dili ile yazılmış kodlardır. ASP.DLL, önce gelen .asp dosyasında hangi Script dilinin kullanıldığına bakar ve bunun için gerekli ortamı oluşturur; yani bu Script dilini yorumlayacak programı çalıştırır; bu program Script’i yorumlar ve icra edilecek komutları icra eder; ASP.DLL, icra edilen komutlar, işletim sisteminin yardımını istiyorsa (örneğin bir veritabanından veri çekmek gibi, veya dosya sistemine bir dosya açtırmak, yazdırmak, sildirmek gibi) bu yardımın edinilmesini de sağlar. Bütün bu işlerin sonunda sizin yazdığınız HTML kodlarına ek yapmak (örneğin bir tablonun içini, çekilen verilerle doldurmak veya dosya sisteminden edinilen bir dosyanın içeriğini sayfaya aktarmak gibi) gerekiyorsa bu ekleri ASP.DLL yapar. ASP.DLL, kendisine sevk edilen dosyayı satır satır okur ve önce dosyadaki ASP kodlarının gerektirdiği HTML değerlerini bulur; yani önce ASP icra edilir, gereği yerine getirilir. Sonra HTML bölümleri ile birleştirilip sonuçta sunucuya saf ve temiz bir HTML sayfası gönderilir. Bu sayfanın içinde bir satır bile ASP kodu bulunmaz. Eğer sayfanıza ziyaretçinin Browser’ında çalışması amacıyla Javascript veya VBScript kodları koydu iseniz, elbette bu kodlar HTML’in parçası olarak ziyaretçiye gidecektir. Fakat giden sayfada artık ASP’ye ilişkin hiç bir şey kalmamış olacaktır. Biliyorsunuz, mevcut sürümleri itibariyle Browser programları içinde Netscape VBScript dilini anlamaz. ASP sayfalarımızda istediğimiz Script dilini kullanabiliriz; VBScript de kullanabiliriz. Netscape’in VBScript anlamamasıyla, ASP sayfalarımızda VBScript kullanmamızın bir ilgisi yoktur; çünkü ASP sayfasının ortaya çıkartacağı HTML kodunda ASP dolasıyla VBScript bulunmayacaktır; dolayısıyla ASP sayfalarınız, Netscape tarafından da anlaşılıp, görüntülenebilecektir. Tabiî ortaya çıkacak HTML sayfasının Netscape tarafından arzu ettiğiniz gibi görüntülenebilmesi için Netscape’in anlayabildiği dinamik HTML unsurlarına yer verme zorunluğunuz hâlâ devam ediyor. ASP tekniğinin nasıl çalıştığını anladığımıza göre şimdi biraz terminoloji serpiştirelim ki, Webmaster meslektaşlarınızla biraraya geldiğinizde, gerçekten ASP ile mesela Javascript arasındaki farkı bildiğiniz belli olsun. ASP bir Server-Side Script teknolojisidir. Internet’te istemci ile sunucu arasındaki çizginin sunucu tarafına Server-Side (Sunucu Tarafı), istemci tarafına da Client-Side (evet, doğru tahmin ettiniz: İstemci Tarafı) denir. Server-Side’da çalışan Script programları da “Server-Side Script” (Sunucu Tarafı Script’i) adını alır. Dolayısıyla şöyle bir sayfa yaparsanız (merhaba.htm), bu sayfada Client-Side Script teknolojisi kullanmış olursunuz: <HTML> <HEAD> <TITLE>JavaScript ile Tarih</TITLE> <meta http-equiv="content-type" content="text/html; charset=ISO-8859-9"> <meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=windows-1254"> </HEAD>
<BODY BGCOLOR=WHITE> <H1>Merhaba Dünya</H1> <H2>Bugün:</H2> <H3> <SCRIPT LANGUAGE=JAVASCRIPT> <!-- tarih = new Date(); document.write(tarih); //--> </SCRIPT> .</H3> </BODY> </HTML> HTML sayfanıza <SCRIPT>..</SCRIPT> etiketleri arasına yerleştireceğiniz bu kodun çalışması için Server’ın hiçbir şey yapması gerekmez; kodu Browser çalıştıracak ve günün tarihini size (Türkçeleştirmediğiniz için İngilizce olarak) bildirecektir. Şimdi, bir de Server tarafında çalışan Script içeren sayfaya örnek verelim (merhaba2.asp). Bu kodu yazarken kapanan Script etiketinden sonra nokta olduğuna dikkat edin: <HTML> <HEAD> <TITLE>VBScript ile Tarih</TITLE> <meta http-equiv="content-type" content="text/html; charset=ISO-8859-9"> <meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=windows-1254"> </HEAD>
<BODY BGCOLOR=WHITE> <H1>Merhaba Dünya</H1> <H2>Bugün:</H2> <H3> <SCRIPT LANGUAGE=VBScript RUNAT=SERVER> Response.write(Date) </SCRIPT>. </H3> </BODY> </HTML> Bu sayfada kullandığınız Script’i VBScript ile yazdığınızı farkettiniz. Yani? Bu HTML sayfası, Netscape’de görüntülenemez! Hayıır. Görüntülenir, çünkü Script’i Netscape değil, Server çalıştıracak. Bunu <SCRIPT> etiketinin içindeki “RUNAT” özelliği ile belirtiyoruz. (“Run,” çalıştır; “at” ise “içinde, üzerinde” anlamına gelir. “RUNAT” “...de çalıştır” gibi bir anlama sahiptir.) Burada RUNAT’in karşısına yazdığımız SERVER ifadesi ile, Script’in Browser’a gönderilmeden önce Server’da çalıştırılmasını sağlıyoruz; Server’a “Bu Script’i Server’da Çalıştır!” demiş oluyoruz. <asp0006.tif> Netscape bu sayfayı görüntüleyecektir; ama galiba bir terslik var. merhaba.asp ile merhaba2.asp’nin ekran görüntülerini ve kodlarını karşılaştırırsanız, birinde noktanın olması gereken yerde olduğu halde diğerinde noktanın yanlış yerde olduğunu görüyoruz. Oysa iki kodu da karşılaştırırsanız, ikisinde de nokta işareti, kodun bittiği yerde yer alıyor. Yukarıda ASP’nin icrasında HTML sayfa Server’a verilmeden önce ASP.DLL tarafından içindeki ASP kodlarının icra edildiğini söylemiştik. Nitekim, burada gördüğünüz gibi, ASP.DLL, HTML sayfayı içinde Server’ın çalıştırması gereken bölümle birlikte Server’a gönderdi; Server kendisine gelen dosyada kendi icra etmesi gereken (RUNAT=SERVER özelliği verilmiş olan Script’i) bölümü icra etti ve sonucu Browser’a aktardı. Yani, Server’ın çalıştırdığı Script’in sonucu sayfaya ASP’den sonra eklendi. Dolayısıyla, nokta, yanlış yerde kaldı. Bundan çıkartacağımız sonuç şu olacak: ASP sayfalarımıza, Browser, Server ve ASP.DLL tarafından çalıştırılacak kodları yerleştirirken, sırasına dikkat edeceğiz ve hangi sırada icra edilmelerini istiyorsak, o sırada koyacağız. Server ile ASP.DLL’in ilişkisi sadece Script dilini çalıştırmaktan ibaret değildir. ASP, istemciden gelen HTTP İstemi (Request) ve HTTP’ye giden Karşılık (Response) unsurlarından tutun, ActiveX Data Objects (ADO, AcvtiveX Veri Nesneleri) aracılığıyla, işletim sisteminin sunacağı veritabanına erişim imkanını ve işletim sisteminin sunduğu dosya yönetimine kadar bir çok imkanı kullanır. Bu “imkanlar” ASP’nin eline geçtiği anda “nesne” (Object) sayılırlar Şimdi bu nesnelere biraz yakından bakabiliriz.
|
|
|
|
|
3
|
Sectit Lobisi / Web Programlama Konuları / HTML Ders Dökümanlarım-2
|
: 15 Kas 2006, 19:03
|
|
2.1.3 Paragraf Biçimlendirme <PRE></PRE> Web sayfasında yazılan kelimelerin arasında yalnız bir boşluk vardır. Ayrıca bir alt satıra geçerken <BR> deyiminin kullanılması gerektiği daha önce bahsedilmişti. Web sayfasında yazdığınız metnin NodPad e yazdığınız formatta görünmesi için bu deyim kullanılır. Örnek 5: <HTML> <HEAD> <TITLE>Ornek05.html</TITLE> </HEAD> <BODY> Ecevit CAN <!-- Yazı tipinin varsayılan değeri Courier New dir.--> <PRE> Ecevit CAN </PRE> </BODY> </HTML> <P ALIGN=”Right|Left|Center”></P> Eğer uzun bir metin birden fazla paragrafla belirlenmek istenirse paragrafın başına ve sonuna bu deyimler yazılır. Parametreler: ALIGN : Paragrafın tipini belirler.Örneğin <P ALIGN=”Right”> olarak kullanılırsa paragraf sağa dayalı yazılır.<P ALIGN=”Left”> sola dayalı olarak ve <P ALIGN=”Center”> paragraf ortalanarak sayfada görüntülenir. Örnek 6: <HTML> <HEAD><TITLE>Ornek06.html</TITLE></HEAD> <BODY> <P ALIGN=”RIGHT”>HTML de font ayarları SIZE ile yazılan metnin punto ayarı yapılabilir. sayı, +5 olarak seçilirse yazı büyüklüğünün 5 punto kadar arttır anlamındadır.-5 seçilseydi 5 birim azalt anlamındadır. COLOR ile yazının rengi belirlenir. Renk ingilizce renk adlarından biri olmalıdır, yellow gibi. FACE ile yazı tipi belirlenebilir. Bu üç parametre seçimliktir ve sırası önemli değildir. İstenilen parametre kullanılabilir. </P> <P><B>Ecevit CAN</B></P> <BR> <H2> <I>Gölbaşı </I><U>MYO</U> </H2> </BODY> </HTML>
|
|
|
|
|
4
|
Sectit Lobisi / Web Programlama Konuları / HTML Ders Dökümanlarım-1
|
: 15 Kas 2006, 19:02
|
|
HTML HTML dosyası uzantısı .HTM veya .HTML olan web tasarımı için kullanılan dosyadır. Derste, bu tip dosyalar hazırlanırken Başlat/Programlar/Donatılar/Not Defteri(=NotePad) programı kullanılacaktır. 2.1.1 Yeni Bir HTML Dosyası Hazırlamak 1. Internet Explorer penceresini açın, 2. Adres çubuğuna about:blank yazıp Enter tuşuna basın. (Yeni boş bir dosya oluşturulmuştur.) 3. Bu sayfada farenin sağ tuşuna, boş bir zemini, tıklayın. 4. Çıkan menüden Wiew Source/Kaynağı Görüntüle komutunu verin. (Bir Not Defteri dosyası açılacaktır.) 5. Bu programı Dosya menüsünden Farklı Kaydet i tıklayın. 6. Dosya adı kendi soyadınız ve uzantısı .HTM veya .HTML olacak biçimde dosyanızı, masa üstünde html adlı bir klasör açıp bu klasörün içine kopyalayın. (Hazır). HTML Kodları HTML kodları(=deyimleri,komutları) <> şeklinde ifade edilen işaretlerin arasına yazılan HTML deyimleridir. Hemen hemen her kodun başlangıcı <> ve bitişi </> şeklindedir. Bu ibareler arasında kalan işlemler ilgili komut tarafından icra edilir. Bazı deyimlerin bir veya daha fazla parametresi vardır. Bu parametrelerin hepsi seçimliktir. Yani kullanma zorunluluğu yoktur. Fakat kullanıldığı takdirde deyime zenginlik katar. Ayrıca bu parametrelerin kullanılması için belli bir sıralama yoktur. HTML kodları yazılımında büyük harf küçük harf ayrımı da yoktur, örneğin <BODY>=<body> gibi. Aşağıda verilen örneklerin bir çoğunda büyük harf kullanılmıştır. 2.1.2 Giriş <HTML></HTML> Bütün HTML dosyaları <HTML> kodu ile başlar </HTML> kodu ile biter. Yani Web sayfası ile ilgili tüm deyimler bu iki kodun arasında kalmalıdır. <HEAD></HEAD> Web sayfası ile ilgili temel özellikler,Sayfa Başlığı, Yazı karakterler kümesi, link özellikleri gibi, burada tanımlanır.Kısaca head kısmında sayfanın nasıl görüntüleneceği gibi bölümler yer alır.Yeri geldikçe bu deyimin kullanımı gösterilecektir. <TITLE></TITLE> <TITLE> satırında Internet Explorer (=IE) programına sayfaya başlık verilmek istendiği işaret edilmektedir. IE <TITLE> ve </TITLE> arasında yazılan metni pencere başlığı olarak kabul eder. Bu deyimler <HEAD></HEAD> deyimleri arasına yeralır. <BODY></BODY> Web sayfasında yer alacak asıl bilgiler HTML formatındaki dosyanın <BODY> deyimi belirlenen kısma yazılır. İşlem </BODY> deyimi ile biter. Bu iki deyim arasında herhangi bir metin web sayfasında ekranda aynen görülür. <!-- ... --> Dosyanın içinde bir açıklama yapmak için kullanılır. Açıklama ... ile belirlenen kısma yazılır. Örnek 1: Aşağıdaki örneği bir not defterine yazın ve dosya uzantısını htm veya html olarak belirleyin. <HTML> <HEAD><TITLE>Ornek01.html</TITLE></HEAD> <BODY> Merhaba Dünya!... </BODY> </HTML> <BR> Bir metin yazılırken bir alt satıra geçmek için kullanılır. Bu deyim kullanılmazsa Tüm işlemler aynı satırdaymış gibi işlem görür. Yani <BR> deyimi Enter tuşunun görevini görür. <CENTER></CENTER> Bir veya daha fazla satırı sayfa içinde ortalamak için kullanılır. Örnek 2: <HTML> <HEAD><TITLE>Ornek02.html</TITLE></HEAD> <BODY> Gölbaşı<BR>Meslek Yüksek Okulu <!-- Bir yukarıdaki ve bir aşağıdaki satırları dikkatle inceleyin. --> Gölbaşı Meslek Yüksek Okulu <BR> <CENTER> A D I Y A M A N </CENTER> </BODY> </HTML> <H?></H?> Bu deyim Web sayfasında yazılacak olan metnin puntosunda değişiklik yapmak için kullanılır. ? İşareti yerine 1-5 arası bir rakam gelir. Örneğin,<H1> büyük puntolu yazı yazmak için kullanılır.Sayı değeri büyüdükçe punto küçülür.</H1> ile bitirilir. <FONT SIZE=”sayı” COLOR=”renk” FACE=”yazı tipi”></FONT> <H?></H?> deyimlerini kullanmak yerine bu deyim kullanılabilir. Parametreler: SIZE : Sayfada bulunan bir yazının punto ayarı burada yapılır. Örneğin sayı yerine +4 yazılırsa FONT deyiminin arasına yazılmış olan metnin boyutu +4 birim daha büyük görülecektir, -2 yazılırsa metin -2 birim daha küçük görülecektir. COLOR : Yazının rengi burada belirlenir. Red,Blue... gibi FACE : Yazı tipi ayarlamalarını burada yapılır. Arial, Tahoma... gibi Örnek 3: <HTML> <HEAD><TITLE>Ornek03.html</TITLE></HEAD> <BODY> <CENTER> <!-- 3 punto ile --> <H3> Ecevit CAN </H3> <!-- punto ayarı verilmemiş --> <FONT FACE=”Courier New” COLOR=”Blue”> Ecevit CAN </FONT> <!-- punto ayarı 2 birim azaltılmış --> <FONT COLOR=”Green” SIZE=”-2”> Ecevit CAN </FONT> </CENTER> </BODY> </HTML> <B></B> Bu iki deyim arasına yazılan metni koyu (=Bolt) olarak sayfada gösterilmesini sağlar. <U></U> Bu iki deyim arasına yazılan metni altıçizili (=Underline) olarak sayfada gösterilmesini sağlar. <I></I> Bu iki deyim arasına yazılan metni italik (=Italic) olarak sayfada gösterilmesini sağlar. <SUP></SUP> Bu iki deyim arasına yazılan metin üstindis olarak işlem görür. <SUB></SUB> Bu iki deyim arasına yazılan metin altindis olarak işlem görür. Örnek 4: <HTML> <HEAD><TITLE>Ornek04.html</TITLE></HEAD> <BODY> <CENTER> <B>Bu metin koyu </B><BR> <I>Bu metin italik</I><BR> <U>Bu metin altıçizili</U><BR> <B><I>Bu metin koyu ve italik</I></B><BR><BR> </CENTER> a kare + ab kare = a<SUP>2</SUP> + b<SUP>2</SUP><BR> x1 + x2 = x<SUB>1</SUB> + x<SUB>2</SUB> </BODY> </HTML> drozturk -- Bilgiler Paylaşıldıkça Çoğalır Dersler devam edecektir. İşi Temelden Kavrarsanız Yukarı katlarda rahat ayakta durursunuz. :-)
|
|
|
|
|