Hiç düşünmeden "kimin veya kimlerin için canını verirsin "diye sorarlarsa:
1) Şayet ana-baba isen farklı bir yanıt verirsin,
2)Çocuğun yoksa farklı bir yanıt verirsin..
Evet dostlar hiç düşünmeden bir saniye bile düşünmeden hemen ÇOCUKLARIM için dersiniz..Evlat sevgisi ne ana-baba sevgisine ne yar sevgisine nede başka bir sevgiye benzer...Bırakın insanları, bir hayvanın yavrularına yaklaşın ve görün bir ananın yavrularının koruması destanını..
Peki Dilara'da bir evlat değil miydi?O yavrunun da bir ana-babası yokmuydu?Vardı dostlar ve mehvezden çıkarılan üstü başı sitik ve lağım pisliğiyle bulanmış Dilara'ya bir sarılışı vardı,onun ,evladının cesetini bir koklayışı ,bir öpüşü vardı, izlediniz mi dostlar,ancak bunu bir BABA yapar..
Şimdi soruyorum "daha nice Dilara'lara mezar olan böyle sorumsuzluklara imza atanlar evlat sahibi değil mi?Bu nasıl bir sorumsuzluk"? Kim ne derse desin bunun sorumlusu gün gibi ortada.Yüzlerce buna benzer olaylar oldu,sürekli yazıldı ,cizildi ,söylendi yine aynı..Sen "Hayır öyleydi böyleydi,bizim sorumluluğumuz yok" desen de suçlusun.Bu senin görevin.Ve bu gün yargılanmasan bu fani Dünyada,adaleti az olan bu yaşamda ama unutma seni yargılayacak ve adaleti konusunda kimsenin şüphesi olunmayacak bir makam var.Bunu sakın unutmayın,sabaha kadar nasıl rahat uyuyacaksınız,merak ediyorum?
Yazılarını izlemekten mutluluk duyduğum bir arkadaşın Yılmaz Özdil'il yakarması ve tepkisi hepimize örnek olsun..
"Dilara. 5 yaşında... Kız bebesi.Dün öğle saatleri. Annesiyle birlikte yürüyordu. El ele tutuşmuşlar, ağabeyini okuldan almışlar, eve dönüyorlardı. İstanbul'da... Mahmutbey'de. En kalabalık muhitlerden biri. Attı adımını Dilara. Yokoldu. Aniden. Evet, yokoldu. Bir karton bisküvi kutusunu ezmişler, düzleştirmişler, rögar kapağı olmayan kanalizasyon çukurunun üstüne örtmüşler...
Basınca üstüne Dilara, gidiverdi içine.
Yaklaşık yarım metre çapında bir çukur... 5 metre kadar dikine, aşağı doğru gidiyor, sonra yatay şekilde yoluna devam ediyor. Boylu boyunca Mahmutbey'i yeraltından geçiyor, Şirinevler'i yeraltından geçiyor, 6 şeritli E5'i yeraltından geçiyor, Ataköy'ü yeraltından geçiyor, Olimpiyat Evi'nin yanından gün ışığına çıkarak, dereyle birleşiyor. Orada buldular cesedini.
5 yaşındaki yavru, idrar ve dışkı seli içinde, yarım metre çapındaki zifiri karanlık boruda, sürüklendi, sürüklendi, sürüklendi... 4 kilometre. Bir dakika sonra mı boğuldu? 3 dakika dayandı mı acaba? Can vermeden önce... Ne kadar çırpındı?
Bağırabildi mi çaresiz? Neler hissetti o son saniyelerinde? Ciğeri mi patladı havasızlıktan? Yoksa kalbi mi durdu önce? Bilinmez.
4 kilometre uzakta, kanalizasyonun dereyle birleştiği yerde buldular cesedini.
Bakıyorum fotoğrafa... Babacığı sarılmış evladına.
Almış kucağına, bağrına basıyor, haykırıyor, bağırıyor, isyan ediyor. Ne fayda.
Dilara'nın saçları yapışmış suratına...
Kolları ve bacakları çarpık duruyor. Galiba parça parça olmuş incecik kemikleri, o zifiri karanlık tünel yolculuğu sırasında. 15 milyar dolar bütçesi var bu şehrin... Yılda 15 milyar dolar... Koca koca, görkemli belediye binaları var. En pahalı makam araçları var. Rögar kapağı yok. Bir de vicdanı. Müteahhitlere çuvalla para ödemek kolay da... Nasıl ödenir Dilara'nın vebali"?
Haksız mı dostlar,yine yenileri olmadan durdurulmalı bu tür sorumsuz anlayışlar..
ilpar beyin yazısı nuveforum dan altındır.
benim şahsı düşüncem :
"Koca koca, görkemli belediye binaları var. En pahalı makam araçları var. Rögar kapağı yok. Bir de vicdanı. Müteahhitlere çuvalla para ödemek kolay da... Nasıl ödenir Dilara'nın vebali"?"
zaten sonunu getirmişsiniz ilpar bey. denilcek birşey bulamadım doğrusu.
Türkiyede yaşamak cambaz lığa eş değer kılıyorum şahsen. Nedeni ise belli "İP ÜSTÜNDE YAŞIYORUZ". Şanşlıysak hayatta kalabiliyoruz şansızsak kimimizin çocuğu lağama düşüyor kimisi buna benzer bir şekilde göçüp gidiyor. Devlet aynı sorumsuzlukta devam ettikten sonra nice "dilara" lar göçüp gidecektir.
TÜM YAKINLARINA BAŞ SAĞLIĞI DİLER üzüldüğümü belirtirim.. Benim de kız kardeşim var ve adı da "dila" ...
